Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
admin

Yeni Çağ Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Yeni Çağ: 1453′teki istanbul’un fethiyle başlar, 1789′daki fransız ihtilaline kadar sürer. Yeni Çağ (Erken Çağdaş Dönemi), Tarih Çağlarının üçüncüsüdür.

Yeni Çağın Genel Özellikleri

 1. Feodal yönetimler (derebeylikler) yıkıldı, krallıklar güç kazandı.
 2. Avrupa'da Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform gibi önemli gelişmeler yaşanmıştır.
 3. Rönesansla birlikte skolastik düşünce sistemi çökmüş, akıl, bilim ve deney ön plana çıkmıştır.
 4. Ticaretle uğraşan Burjuva sınıfı güç ve önem kazanmıştır.
 5. Sömürge imparatorlukları kurulmuştur.
 6. Uluslararası kültür etkileşimi hızlanmıştır.
 7. Bu çağın bir bölümünde topraklarını genişleten Osmanlı İmparatorluğu, gücünü yitirmeye başladı.
 8. Skolastik düşüncenin yerini pozitif düşünceye; hümanizmaya bırakmaya başladığı bir dönemdir.
 9. Akdeniz limanlarının ticari önemini yitirmesine karşılık Atlas Okyanusu'nun ticari öneminin artmasına yol açan gelişmelerin yaşandığı bir çağdır.
 10. Avrupa'da düşünce din dünyasında köklü değişmelerin yaşandığı bir dönemdir. (Yeni mezhepler ortaya çıkmıştır)
 11. Bireycilik anlayışı gelişti.
 12. Milli devletler kurulmaya başlandı.
 13. Avrupa bütün dünyaya yayılmaya başladı.
 14. Haçlı düşüncesi zayıfladı.

Yeni Çağ Başlarındaki Buluşlar

1. Barutun Ateşli Silahlarda Kullanılması

Barutu bulan Çinlilerdir. Avrupalılar Haçlı Seferleri Sırasında barutu Türk ve Müslümanlardan öğrendiler. Ateşli silahlarda kullandılar. Top ilk kez İngilizler tarafından kullanıldı. Topun savaşlarda kullanılması Avrupa'nın siyasi yapısını etkiledi. Krallar derebeylerin şatolarını yıktılar. Feodalite devri sona erdi. Merkezi mutlak krallıklar güçlendi.

2. Pusulanın Geliştirilmesi

Pusula Çinliler tarafından bulundu ve kullanıldı. Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında pusulayı öğrendiler. Gerekli düzeltmeler yapıldı. Bu sayede gemiler güvenlik içinde denizlere açılma imkanına kavuştular. Gemicilik sanatının gelişmesi ile yeni yollar ve ülkeler keşfedildi. Coğrafi keşif hareketleri başladı.

3. Kağıt ve Matbaanın Tanınması

Çinliler ipekten kağıt imal ettiler. Türkler ise pamuktan kaªğıt üretiyorlardı. Araplar Talas Savaşı'nda elde edilen Çinli esirlerden kağıt yapmasının öğrendiler. Paçavra ve selülozdan kağıt imal etmeyi başardılar. Bu sayede kağıt ucuza imal edildi.
Matbaada Çinliler ve Uygur Türkleri tarafından kullanılmıştır. Uygurlar tahta kalıplar hazırlayarak baskı yapıyorlardı. Avrupalılar Haçlı Seferleri ile kağıt ve matbaa ile tanıştılar. Felemenkli Jan Koster tahta harfler yaparak kalıplar hazırladı. Alman Jan Gutenberg harfleri madenden döktü. Bu sayede kitap basımı kolaylaştı.
Kağıt ve matbaa okur -yazar sayısını artırdı. Okuma -yazma imtiyaz olmaktan çıktı. Fikir hayatında önemli gelişmeler oldu. Rönesans ve Reform hareketleri başladı.

Yeni Çağda Yaşananlar

2. Viyana Kuşatması Feodalite rejimi yıkıldı, yerine merkezî krallıklar geldi. 19. yy ve 20. yy'de yaşayacak imparatorlukların temeli bu şekilde atıldı.
 Rönesans başladı. Bu akımın sonucu olarak, Avrupa'da bilimsel ilerlemeler kaydedildi (Aydınlanma Çağı ve Bilimsel devrim). Matbaa gibi Avrupa'da olmayan olmayan makineler Avrupa'ya getirildi. Bu gelişmeler, daha sonra Sanayi Devrimi'ne neden olacaktır.
 Sömürgeciliğin temeli olacak olan Coğrafi Keşifler başladı. Sonrasında ise Amerika Kıtası, Hindistan ve Okyanusya kolonileştirilmeye başlandı.
 Din savaşları yaşandı. Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı. Protestanlık doğdu. Bu din savaşları: Fransız Din Savaşları ve Otuz Yıl Savaşları.
 Hümanizm akımı doğdu.
 Avrupa'nın siyasi yapısını fazlasıyla değiştirecek olan büyük savaşlar yaşandı (Kutsal İttifak, Büyük Kuzey, ve İspanya Veraset Savaşları).

Yeni Çağda Büyük Avrupa Devletleri

 Osmanlı İmparatorluğu
 Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu
 1. Avusturya Arşidüklüğü
 2. Prusya Krallığı
 Lehistan
 Rusya Çarlığı (1721'den itibaren imparatorluk)
 İspanyol İmparatorluğu
 Büyük Britanya
 Fransa Krallığı
 Venedik Cumhuriyeti
 Ceneviz Cumhuriyeti



Yeni Çağ Resimleri

  • -1
    Yeni Çağ Hangi Yüzyılları Kapsar 3 yıl önce

    Yeni Çağ Hangi Yüzyılları Kapsar

Yeni Çağ Sunumları

  • 2
    Önizleme: 2 ay önce

    Yeniçağ powerpoint slayt sunum pptx

    İndir : 20_yenicag.pptx
    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    YENİÇAĞ

    2. Sayfa
    YENİÇAĞDA DÜNYA:Feodal düzenin çözülmesi, Pazar ekonomisinin yaygınlaşması ile kapitalist düzenin tohumları atılır.Haçlı SeferleriDeniz aşırı keşiflerTicaret ve sermaye birikimiEndüstrileşmeFeodal ilişkilerin çözülmesiKentlerin yükselişe geçmesiBurjuvazinin ortaçağın dua edenler, soylular ve halktan oluşan toplumsal tabakalaşmasına üçüncü tabaka adına burjuvazinin dahil olması.Eğitimin kilisenin tekelinden çıkması.Klasik eski çağlara ilginin uyanması.Kargaşa yerine güçlü merkezi otoritenin kurulması talebiKralların güç kazanarak Papa’nın gücünü kırmaya başlaması

    3. Sayfa
    Reform Hareketi: 16. yüzyılRoma’dan bağımsız, merkezi otoritelerin denetiminde ulusal kiliseler kurulur.Fransa’da ve İngiltere’de kral Kilise üzerinde güç kazanır.Almanya’da papalığın ülke üzerindeki etkisini kıracak ulusal-merkezi bir otorite gelişememiş.

    4. Sayfa
    Luther: 1483-1546İncil’i Almanca’ya çevirir ve yeniden yorumlar. Hıristiyanlığın köklerine gittiğini iddia eder. Görüşlerini “95 Tez” adı altında toplar ve 13 Ekim 1517’de Wiltenberg’deki saray kilisesinin kapısına çiviler. Papa yalnız kendi verdiği cezaları kaldırabilir. Endüljans ile kimseyi kurtaramaz.Tanrı insan aklıyla kavranamaz. Papaların mutlaka yetkili olmaları gerekmez.Bütün inananlar kendilerinin rahipleridir.Protestan kilisesini kurar.

    5. Sayfa
    Anti hümanisttir. Augustinus’un görüşlerini benimser.1521’de aforoz edilir.Alman ulusçuluğunun canlanmasına katkıda bulunmuştur.Prensi, siyasal iktidarı yücelten görüşleri vardır.Prense mutlak itaati savunur.Dış Hıristiyanlık ve İç Hıristiyanlık ayrımı.Tek bir kılıç vardır: Dünyevi iktidara aittir.

    6. Sayfa
    Münzer: 1489-1525Küçük din adamlarını, köylüleri, işçileri ayaklanmaya çağırır.Dinsel törenlerde latince kullanılmasını kaldırır.Ele geçirdiği Mülhausen cumhuriyetçi bir kente dönüşür.Ayaklanma bastırılır ve idam edilir.

    7. Sayfa
    Calvin: 1509-1564Protestan akımını Cenevre’de örgütler.1541’de Cenevre’de teokratik bir yönetim kurar ve diktatörleşir.Püriten ahlak anlayışını getirir.İnsan özgür iradesiyle, kendi çabasıyla kurtuluşa erişemez. Kurtuluş Tanrı’nın lütfuna bağlıdır.Bu yüzden yeryüzünde insanlar arasında bir ayrım yapmak mümkün değildir.Devlet gerekli. İnsanların bedenlerinin bu dünya ile ilgili yönetimi devlete ait.Yazgı değişmeyeceğine göre insanların bu dünyada yapacakları şey, düzene boyun eğmektir.

    8. Sayfa
    Rönesans Rönesans’ın beşiği İtalya. Toplumsal ve siyasal örgütlenme açısından Reform’un beşiği Almanya’yla benzeşir.Her ikisi de ticaretin canlanmasından etkilenmiştir.Ancak Rönesans’ta özgürlük kavramı etrafında oluşan bireycilik anlayışının dinsel kökeni yoktur.Reform, Rönesans’tan farklı olarak I. Yüzyıla dönüşü ifade eder.Rönesans’ın yeni özgürlük/yeni insan anlayışı İtalyan kent devletlerinin, Floransa’nın özgürlüğüne bağlıdır.

    9. Sayfa
    Rönesans’la dinamik bir insan kavramı doğar.İnsanın birey olarak toplumdan ayrı bir varlık halinde anlaşılmaya başlanmasıİnsanın kendi eylemiyle kendini gerçekleştirme gücüne inanç.Birey ve zaman arasındaki ilişki dünyevileşir.Geçmiş-şimdi-gelecek arasında akıp giden zamanda “sonra” olanın “önce” olandan daha üstün olduğu anlayışının ortaya çıkması.

    10. Sayfa
    Kuzey İtalya’nın Kent YönetimleriXII. Yüzyıldan itibaren Kuzey İtalya’da yeni bir toplumsal siyasal örgütlenme gelişir.Soydan geçme monarşi anlayışının karşısında bu kentlerde özgürlük isteyen birimler oluşur.Seçimle işe gelen, her yıl değişen konsüller tarafından yönetilirler.Bu konsüller, hukuksal olarak Kutsal Roma-Germen İmparatorunun vassalıdır. Ancak fiilen bağımsızlık kazanmışlardır.Özgürlük bunların siyasal bağımsızlığı olarak algılanmaya başlar.Bu, aynı zamanda kentlilerin kentliler tarafından yönetilmesidir. Yani cumhuriyet ve özgürlük eşleştirilir.

    11. Sayfa
    Machiavelli (Floransa, 1469-1527)İl Principe; DiscorsiYaşadığı dönemde, Avrupa’nın bütün büyük devletleri otokratik yönetimler altında... Despotluk her yerde etkili. Machiavelli Prens’i bu izlenimlerle yazmış.Ortaçağın teolojik dogmaya ve felsefe geleneklerine dayanarak güvenilir bilginlerden aktarma yapmak alışkanlığı yerine, tarihe ve çağdaş siyaset uygulamalarına bakarak sonuç çıkarır.Tarihe ve çağdaş siyaset uygulamalarına bakarak sonuç çıkarır.Siyasal sorunları din, metafizik, ahlak ilkelerinden soyutlayarak ele alır.Siyaseti yeryüzüne indirmiş. Bu nedenle siyasal düşünceler tarihinde bir yeniliktir.Siyaset biliminin doğuşu; Yeni siyaset yöntemi siyaseti aşkın bir gücün etkisinden ya da doğal açıklamalardan kurtarıp insanların eylemlerine indirgiyor.Siyaseti pratik bir faaliyet olarak görüyor. Siyasetin ahlaki kaygılara dayanmaksızın, yarar ilkesine göre yürütülmesi gerektiğiBaşarılı siyasal davranış için tarih ve deneyimden kurallar çıkarsamakTümevarımcı yöntemİnsan doğası anlayışıPragmatist ve yararcı bir siyaset anlayışıGerçekçilikSiyasetin özü, iktidar mücadelesidir.

    12. Sayfa
    Devlete egemen merkezi iktidar anlamını kazandırıyor.Hükümdarlığın ne olduğunu, kaç çeşit hükümdarlık olduğunu, hükümdarlığın nasıl elde edilip muhafaza edildiğini, nasıl kaybedildiğini açıklıyor.Prens’te güçlü ve sarsılmaz iradeli bir önderin siyasal egemenliği ele geçirmesi, artırması ve sürdürmesi için hangi yollardan gitmesi gerektiğini ortaya koyuyor.Bunu yaparken hak ve adalet sorunlarına, din ya da ahlaka uygunluk düşüncelerine ancak başarıyla ilişkisi oranında yer veriyor.Ahlakı siyasete feda ettiği ya da amaçla aracı özdeşleştirdiği, amacın her türlü aracı yasal kıldığını savunduğu iddia ediliyor.Oysa Machiavelli’nin asıl belirtmek istediği, bir devletin ya da bir devlet adamının kendi ülkesinin birlik, bağımsızlık ve güvenliği için yararlı her türlü hareketi yapabileceği ilkesidir.

    13. Sayfa
    Siyaset ve din kurallarını birbirinden ayırır.Laik bir kuramsal çerçevede olması gerekeni değil, olanı inceler.Machiavelli’den önceki klasik siyaset teorisi “olması gereken”in üzerinde durur. İdeal düzen arayışı içindedir. Siyasal düşüncenin konusu “gerçekçi” biçimde tanımlanmış olan iktidar sorunuyla temellendirilmesi Machiavelli ile başlar.Siyaset, idealar dünyası, Tanrı Devleti gibi bu dünya ötesi kavramlardan arındırılır.İktidara gelmek ve onu korumak anlamında bir teknik beceri konusu olarak ele alınır.İnsanın kendi güç ve iradesiyle kendi kaderine egemen olabileceğini, kendi kendini zaman içinde yaratıp geliştireceğini kabul eden bir dünya görüşüne dayanır.

    14. Sayfa
    İlk kez örgütlenmiş bir güç olarak devletten söz ediyor.Prens ile devlet kavramlarını özdeşleştirir.Prenslik türleri: Eski prensliklerYeni prensliklerKarma prensliklerDinsel prensliklerPrens, en üstün emretme gücüne sahip olan egemendir. İktidarı ele geçirmenin yolları:Başkalarının yardımı ileTalihin yolunda gitmesiyleŞans sonucuFortuna: yazgı, şans, talihVirtu: yetenek, beceri, enerji kararlılık

    15. Sayfa
    Kişinin virtu yoluyla iktidarı zor ama güçlü bir iktidar olacaktır.Prensin kişisel nitelikleri üzerinde durur.Yönetimin kökenleri ve yönetimlerin dolaşımıAntik çağa özgü döngüsel tarih anlayışıEn iyi yönetim biçimini tartışır.Karma yönetimin üstünlüğü“Roma’da devleti daha mükemmel kılan halk Tribunus’larını hangi olaylar doğurmuştur?”Cumhuriyetin erdemleri

    16. Sayfa
    “… sıradan bir yurttaşın alçaklıkla ya da hoşgörülemez bir başka şiddetle değil de yurttaşlarının desteğiyle ülkesinin prensi olmasına gelirsek (buna sivil prenslik denilebilir ve buraya erişmek için büyük bir erdemden, büyük bir talihten çok, rast giden bir kurnazlık gerekir) bu konuma ya halkın ya da büyüklerin desteğiyle gelinir… Çünkü her kentte iki karşıt eğilim vardır; halk büyükler tarafından güdülmek ve ezilmek istemez, büyüklerse halkı gütmek ve ezmek isterler; bu iki ayrı eğilimden, kentte şu üç sonuçtan biri ortaya çıkar: Prenslik, özgürlük [cumhuriyet] ya da kargaşa”

    17. Sayfa
    “Prenslik, kimin eline olanak geçtiğine bağlı olarak halk ya da büyükler tarafından kurulur; çünkü büyükler halka karşı koyamadıklarını gördüklerinde, içlerinden birinin gücünü, şanını artırıp, gölgesinde karınlarını doyurmak için onu prens yaparlar. Büyüklerin yardımıyla prens olan halkın yardımıyla prens ol oranla daha zor tutunur yerinde; çünkü çevresindeki prensler kendilerini onunla eşit saydıkları için onlara dediklerini yaptıramaz, onları istediği gibi yönlendiremez. Ama halkın desteğiyle prens olan kişi tek başınadır, çevresinde ona boyun eğmeye hazır olmayan hemen hiç kimse yoktur.”

    18. Sayfa
    “… halkın desteğiyle pens olan biri, halkla dostluğunu sürdürmelidir; bu da onun için çok kolaydır, çünkü halk ezilmemekten başka bir şey istemez. Halkın desteği olmadan, büyüklerin desteğiyle prens olan biriyse her şeyden önce halkın sevgisini kazanmaya bakmalıdır; bu da kolaydır, halkı koruması altına alması yeter. Bir prensin halkla dost olmasının gerekli olduğu sonucuna varıyorum; dost olmazsa, kötü günlerinde başvuracağı hiçbir çare olmaz.”

    19. Sayfa
    “… bilge bir prens, yurttaşlarının her zaman ve her durumda devlete ve kendisine gereksinme duymalarını sağlayacak biçimde davranmalıdır; bu durumda halk hep bağlı kalır ona.”“Bütün devletlerin, ister yeni, ister eski, ister karma olsun, sahip olması gereken başlıca temelleri iyi yasalar ve iyi ordulardır. İyi orduların olmadığı yerde iyi yasalar da olamayacağına ve iyi orduların olduğu yerde iyi yasalar olması gerektiğine göre, yasaları değerlendirmeyi bir kenara bırakıp ordulardan söz edeceğim.”

    20. Sayfa
    “Şimdi de, bir prensin uyruklarına ve dostlarına karşı nasıl bir tutum ve davranış içinde olması geretiğini görelim. … amacım, anlayana yararlı olacak şeyler yazmak olduğuna göre, konunun tasarımı yerine, var olan gerçekliğinin peşinden gitmek daha tutarlı geldi bana. Birçok kişi, kimsenin görmediği, varlığı bilinmeyen prenslikler ve kırallıklar tasarlamıştır; nasıl yaşanması gerekenle, gerçekten yaşanan arasında öle büyük bir ayrım vardır ki, var olan yerine olması gerekenin peşine düşen kişi, kurtuluşunu değil, yıkımını öğrenmiş olur: Çünkü her zaman iyi olmak isteyen birinin bunca iyi olmayan arasında yıkıma uğraması kaçınılmazdır. Bu nedenle, iktidarda kalmak isteyen bir prensin iyi olmamayı öğrenmesi, böyle davranması, gerektiğinde de böyle davranmaması gerekir.”

    21. Sayfa
    “…prensin devletini yitirmesine yol açacak kusurların utancından kaçınmayı bilecek denli uyanık olması gerekir; devletini yitirmesine yol açmayacak olanlardan da, elinden geliyorsa kaçınması doğru olur; ama elinden gelmiyorsa fazla önemsemeden kendini verebilir bunlara. Hele, onlar olmaksızın devletini zorlukla kurtarabileceği kusurların doğurduğu utançtan gocunmasın, çünkü her şey iyi değerlendirilecek olursa, erdem gibi gözüken bir şeye uymasının onun için yıkım olacağı, kusur gibi görünen bir başka şeye uymasının ise ona güvenlik ve dirlik getireceği görülür.”

    22. Sayfa
    “Demek ki, bir prens halkını saymadığı, kendini savunabildiği, yoksul düşüp aşağılanmadığı, açgözlülük etmek zorunda kalmadığı için cimri diye anılıyorsa buna fazla önem vermemelidir, çünkü bu kusur onun iktidarda kalmasını sağlamaktadır.”“… Bundan bir tartışma doğar: Korkulmaktansa sevilmek mi iyidir, yoksa sevilmektense korkulmak mı? Yanıt ikisinin de gerekliliğidir; ama bu ikisini bir araya getirmek zor olduğu için, bu ikiliden birinden yoksun kalınacaksa, sevilmektense korkulmak daha güvencelidir. Çünkü insanlar konusunda genel olarak şu söylenebilir. Nankör, kaypak, içten pazarlıklı, sinsi, tehlike karşısında korkak, yarar canlısı olurlar; yukarıda dediğim gibi, tehlike uzaktaysa, onlara iyilik ettiğin sürece senin yanındadırlar, kanlarını, mallarını, yaşamlarını, çocuklarını verirler sana; ama tehlike yaklaşınca yüz çevirirler. Ve yalnızca onların sözüne güvenmiş olan prens, başka hazırlıklardan yoksun kaldığı için yıkıma uğrar; çünkü gönül yüceliği ve soyluluğu yerine parayla sağlanan bir dostluk, satın alınmış dostluk olup, sürekli değildir, gerekli olduğunda kullanılamaz. Ve insanlar, kendini sevdiren birinden çok, kendinden korkutan birine zarar vermekten çekinirler; çünkü sevgi bir gönül borcu bağına dayanır ve insanlar kötü oldukları için, kişisel çıkar söz konusu olduğunda bu bağ kopuverir; oysa çekinme, insanı hiç terk etmeyen ceza korkusuna dayanır.”

    23. Sayfa
    “Bununla birlikte prens, sevgi sağlayamasa bile, nefretten kaçınacak biçimde korku salmalıdır; çünkü korkulmak ve nefret edilmemek pekala bir araya gelebilir; kentlilerinin, uyruklarının mallarına ve karılarına elini sürmedikçe bu durum gerçekleşir hep. Ama yine de birinin canına kıymaması gerekirse, bunun uygun bir gerekçesi ve açık bir nedeni olmalıdır; ama özellikle başkasının malına el uzatmaktan kaçınmalıdır.”“… insanlar kendi isteklerine göre sevip, prensin isteğine göre korktuklarına göre, bilge bir prensin başkalarının olan bir şeye değil, kendinin olan bir şeye dayanması gerekir. Ancak, belirtildiği gibi, nefret uyandırmaktan kaçınması gerekir.”

    24. Sayfa
    “Bir prensin sözünün eri olmasının v hile yapmayıp dürüst bir yaşam sürmesinin ne denli övülesi olduğunu herkes bilir; bununla birlikte deneyler, verdikleri sözü fazla önemsemeyen kimi prenslerin günümüzde büyük işler başardıklarını, yaptıkları hilelerle insanların akıllarını çeldiklerini gösteriyor; bunlar sonuçta, dürüstlüğü benimsemiş olanlara üstün gelmişlerdir.”“Demek ki sağduyulu bir prens, eğer verdiği sözü tutmak kendine zarar verecekse ve söz vermesine yol açan gerekçeler ortadan kalkmışsa bu sözü tutamaz, tutmamalıdır da. İnsanların tümü iyi olsaydı, bu öğüt iyi olmazdı; ama kötü oldukları ve sana verdikleri sözü tutmayacakları için, senin verdiğin sözü tutman gerekmez. Ve sözünü tutmayan bir prens, hiçbir zaman haklı gerekçe bulmak sıkıntısı çekmez.”

    25. Sayfa
    “… Tilki gibi davranmayı bilen, hep daha iyi sonuca ulaşmıştır. Ama bu yapıyı iyice allayıp pullamayı, göz boyamayı ve renk vermemeyi iyi bilmek gerekir: Ve insanlar öyle sıradan olurlar, güncel gereksinmelere öyle kolay boyun eğerler ki, aldatmak isteyen hep aldanacak birini bulur.”“Demek ki, bir prensin yukarıda belirtilen niteliklerin tümüne sahip olması gerekli değildir, ama bunlara sahipmiş gibi görünmesi gerekir. … Bağışlayıcı, sözünün eri, insancıl, dürüst, dindar görünmek ve olmak gibi; ama aklını öyle ayarlamalısın ki, gerektiğinde tersine dönüşmeyi bilmelisin.Ve şunu da belirtmeli ki, bir prens, özellikle de yeni bir prens, insanları iyi kılan bütün bunları uygulayamaz, çünkü devleti ayakta tutabilmek için çoğu kez verdiği söze, iyiliğe, insanlığa, dine karşı çıkmak zorunda kalabilir.”

    26. Sayfa
    “… bir prens devleti ele geçirecek ve elinde tutacak gibi davranmalıdır: Başvuracağı yollar hep saygın sayılacak, herkesçe övülecektir; çünkü sıradan insan hep görünüşten, bir işin sonucundan etkilenir ve dünya sıradan insanlarla doludur ve çoğunluğun dayanacak bir yeri olduğunda, azınlığın bir önemi yoktur.”“… ayrıca yılın uygun dönemlerinde şenliklerle, gösterilerle halkı oyalaması gerekir. Ve her kent meslek birliklerine ve mahallelere bölünmüş olduğuna göre, bu toplulukları dikkate alması, kimi kez onlarla bir araya gelmesi, insancıllık ve eli açıklık örnekleri vermesi, ama konumunun saygınlığını korumayı hiçbir zaman unutmaması gerekir.”

Yeni Çağ Videoları

  • 3
    2 ay önce

    YENİ ÇAĞ AVRUPASINDA MEYDANA GELEN COĞRAFİ KEŞİFLER, RÖNESANS, REFORM VE 30 YIL SAVAŞLARININ SEBEP VE SONUÇLARI, ÖNEMLİ NOKTALARI. SINAVLARA YÖNELİK BİLGİLER.

Yeni Çağ Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Yeni Çağ Ek Bilgileri

  • 0
    2 yıl önce

    Yeni Çağ Nedir?
    Orta Çağın bitiminden (1453 veya 1492den) Fransız İhtilâline (1789) kadar süren çağ


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Yeni Çağ Hangi Yüzyılları Kapsar
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin